Top Diy Quotes

Browse top 301 famous quotes and sayings about Diy by most favorite authors.

Favorite Diy Quotes

1. "Edebiyattan nefret ediyorum amaBu sana ne tür bir tabanca saglar ki?"
Author: Ah Muhsin Ünlü
2. "Ama kötülügün sebebini bulmaya çalisarak tirnaklarin kemirmeleri kahkahadan kirilmama yol açiyor kardeslerim. Iyiligin sebebini aradiklari yok, öyleyse niye tersini merak ediyorlar ki? (syf. 35)"
Author: Anthony Burgess
3. "Evet evet evet, iste buydu. Gençlik bitmeliydi, ah evet. Ama gençlik, hayvanmis gibi olmaktir zaten sadece. Hayir, sadece hayvanmis gibi olmak degil de hani su sokaklarda satildigini dikizledigimiz minik oyuncaklardan biri olmak gibidir, teneke ve içi zemberekli ve üstünde kurma dolu olan ve girr girr girr diye kurunca gitmeye baslayan, yürüyen filan minik heriflerden biri olmak gibidir, ey kardeslerim. Ama dosdogru gider ve bir seylere çarpar bam bam ve yaptiklarini, elinde olmadan yapar. Genç olmak, bu minik makinelerden biri olmak gibidir.(syf. 167)"
Author: Anthony Burgess
4. "...Bu dünyada sevismek diye birsey oldugunu,kolaycacik sevisen kadinlarin oldugunu ögrenmenin heyecani ve erkekligimde yarattigi tali sizi.O sizinin bitmesini isteyisim.Bunu bir mahkumiyete dönüsmesi."
Author: Baris Biçakçi
5. "Ben dogru dürüst konusamadigim, konusmaktan tat alamadigim birine asik olamam. Konusmak için de ortak bir dil, ortak bir duyarlilik gerekir degil mi? Ortak dil bulmanin zorlugundan söz ediyorum. Kibir degil bu!"
Author: Baris Biçakçi
6. "Insan yalnizca bir beden olmayi kaldiramiyor, bu çok belli, diye düsündü Cemis. Halbuki yalnizca bedeniz ve bununla bas edemedigimiz için ruh diye bi sey icat etmisiz."
Author: Baris Biçakçi
7. "Beyazlardan biri bana:- "Beyazlardan önce siyahlar dünyaya geldiyse o zaman hak iddia edebilirler," dedi. "Ama ne beyazlar ne de siyahlar köklerinin nereden geldigini bilmiyorlar."Sadece beyazlar üstünlük iddiasinda. Ama beyazin üstünlügü nereden geliyor? Zenci içiyorsa beyaz da içiyor. Beyazin tutuldugu hastaliga zenci de tutuluyor. Beyaz acikirsa, zenci de acikiyor. Tabiat ayrilik gözetmiyor."
Author: Caroline Maria De Jesus
8. "Yazdiklarimi biri okuyacak olursa, belki de: "Söylediklerinin hepsi yalan," diyecek. Ama bu sefalet öylesine gerçek ki..."
Author: Caroline Maria De Jesus
9. "Müsaadenle bir hikâye anlatayim?" dedi Sems. Ve iste sunu nakletti. Vaktiyle biri Farisi, biri Arap, biri Türk, biri Rum dört ortak varmis. Ellerine geçen parayla ne yapacaklarina karar verememisler. Farisi, "Haydi, 'engür' alalim" demis; Arap'sa "O da ne öyle, istemem; 'ineb' alalim" demis; Türk'se tutturmus "Üzüm de üzüm" diye; bu arada Rum kararliymis, "Geçin hepsini, 'ingabil' alacagiz" demis. Çok geçmemis, kafadarlar kavgaya tutusmus. Nihayet dördünün de ayni seyi istediklerini anlamislar. Ama bu sefer yeni bir tartisma çikmis aralarinda. Her biri kendi üzümünü begenirmis. Biri kara, biri yesil, biri sari, biri mor üzüm salkimi tasirmis. Hepsi kendi üzümünü yere göge koyamazmis. Neyse ki oradan gönüllere tercüman bir Sufi geçiyormus. Kavga ettiklerini duyunca dört saticidan birer salkim üzüm almis, bir kaba koyup üzümleri ezmis. Üzümün suyunu çikarip kabugunu atmis. Çünkü aslolan meyvenin özüymüs, posasi degil."
Author: Elif Shafak
10. "O simdiye kadar bedeniyle sevmisti. Simdi kafasiyla sevmeye basladi."
Author: Émile Zola
11. "Utakapofika mwisho wa njia, geuka. Huo ndiyo mwanzo wa njia nyingine."
Author: Enock Maregesi
12. "Ukiishi Mexico City katika daraja la watu wakubwa na wewe na anasa ni marafiki wakubwa, hutapenda kuendesha gari ambayo kila mtu anaendesha mjini. Nunua gari na kuibadilisha kuwa ya kwako. Lisa aliponunua gari yake huko Ejército Nacional Mexicano, Mexico City, katika duka la Ferrari, aliipeleka Los Angeles kwa marekebisho aliyoyataka. Ferrari haikuwa ya kawaida. Mbali na kinga ya risasi ya inchi nne, Ferrari ya Lisa ilikuwa na mwendo mkali na matairi makubwa kuliko Ferrari za kawaida. Ilikuwa na rangi tatu: nyeusi, pinki na njano zilizokuwa zikibadilika kulingana na hali ya hewa; na kadhalika ilikuwa na breki ya upepo kwa nyuma, katika buti ya aluminiamu, kwa ajili ya kuikandamiza chini wakati wa mwendo mkali, ili isiyumbe sana barabarani. Lisa peke yake ndiye aliyekuwa na gari ya namna hiyo Mexico City nzima."
Author: Enock Maregesi
13. "Ellerinden geldigince erdemli, agirbasli davranmayi kendilerine amaç edinen, sanki dünyada erdemli, agirbasli yasanabilecegini göstermek istercesine çevrelerine isik saçan bir takim erdemli, agirbasli kisiler -insanseverler, bilgeler- vardir. 'E, sonra?' diyeceksiniz. Sonrasi belli: Bu gösteris düskünlerinin çogu, eninde sonunda sapitarak akla gelmedik herzeler yerler."
Author: Fyodor Dostoyevsky
14. "This was the English passion, not for self-improvement or culture or wit, but for DIY, Do It Yourself, for bigger and better houses with more mod cons, the painstaking accumulation of comfort and, with it, status - the concrete display of earned cash."
Author: Hanif Kureishi
15. "Hiçbir gerçek yoktur ki, karsiti da gerçek olmasin! Yani söyle: Bir gerçek ancak tek tarafliysa, dile getirilip sözcüklere dökülebilir. Düsüncelerle düsünülüp sözcüklerle söylenebilen ne varsa tek taraflidir, hepsi tek tarafli, hepsi yarim, hepsi bütünlükten mükemmellikten ve birlikten yoksun.Ulu Gotama ögrencilerine dünyadan söz açarken, çile ve esenlik diye ikiye ayirdi. Baska türlüsü olanaksizdir, ögretmek isteyen birinin izleyecegi baska yol yoktur. Ancak dünyanin kendisi, gerek çevremizdeki, gerek içimizdeki varlik asla tek tarafli degildir. Asla bir insan ya da bir eylem tümüyle Sansara, tümüyle Nirvana degildir, asla bir insan tümüyle kutsal ya da tümüyle günahkar olamaz. Böyle gibi görünmesi yanilmamizdan, zamana gerçek bir nesne gibi bakmamamizdandir. Zaman gerçek degildir, Govinda, ben sik sik yasadim bunu. Zaman da gerçek degilse, dünya ile sonsuzluk, aci ile mutluluk, kötü ile iyi arasinda var gibi görünen çizgi de bir yanilgidan baska sey degildir."
Author: Hermann Hesse
16. "Acaba bugün nasil karsilayacak?" diye kendi kendime sorarken, o siralarda daralmasi kadar açilmasi da kolay ruhumun neler çektigini anlatamam... Sürekli olarak korku içinde yasamakti bu."
Author: Honoré De Balzac
17. "Dunyada hos seyler de var -hakikaten hos seyler yani. Hepsini birden iskalayacak kadar da salagiz biz. Olup biten her seyi hemen o sefil kucuk egolarimiza gonderiyoruz mutemadiyen."
Author: J.D. Salinger
18. "Eski zamanlari hatirlayin. Perilere layik Büyük Pasta'nin yapildigi zamanlari; sadece kuyruk isirandan korkan ejderhalari, kötü krallari, topraklarinizda gezinen devleri, azalmaya baslayan sövalyeler dönemini. Ve siz elinizde eski ve üzerinde yazilar bulunan bir kiliçla ejderha avlamak zorunda kalirsaniz..Yapraklari agaçtan daha iyi resmeden türden bir ressamsaniz..Yagmurlu, rüzgarli ve gün isiginin da çekip gittigi bir gece, odanizin içinde açan bir sarmasik yapraginin sesini duyarsaniz.. Elinizi beyaz kabuguna dayadiginiz agaç, bir gün, ''Uzaklara git. Rüzgar senin pesinde. Git ve asla dönme'' derse; Üstünüzde koca bir yorgunluk ve yoksunluk duygusuyla kendinize gelircesine etrafa bakip, ''Niye yalniziz?'' diye sorarsiniz; Küçük bir çocuk elinizi sessizce tutup ''Üzgünüm'' diyecektir.¦ J.R.R. Tolkien - Masallar kitabi Altikirkbes Yayinlari Arka Kapak Yazisi"
Author: J.R.R. Tolkien
19. "Tepenize çig düstügünde, bütün o karin altinda yatarken neresi asagi neresi yukari anlayamaz oluyormussunuz. Kari iteleyip kurtulmak istiyor ama yanlis yönü seçip kendinizi daha da derine , kendi mezariniza gömüyormussunuz. Iste kendimi aynen böyle hissediyordum, yönünü sasirmis, arada kalmis, pusulamdan olmustum. Dahasi, sözcüklere dökemeyecegim kadar derin bir bunalimdaydim. Bu durumdayken, çok aciz, çok savunmasiz olursunuz."
Author: Khaled Hosseini
20. "Gidip rüzgara daha yakindan bakalim mi?" "Belki de herkese göre bir yer var dünyada", diyorum, "Herkese göre biri var ama herkes dogru yerde degil." "Tipki bir düsteki gibi dokundugun anda darmadagin olacak bir kadin." "Pervasizca dokundugumuz her seyi toza çevirmiyor muyuz zaten?"
Author: Kürşat Başar
21. "Bes milyar yila sonsuz diyebilir misiniz? Sanmiyorum. ama bu kadari bile geri kalanimizi kiskandirmaya yeter.sf.10"
Author: Laurell K. Hamilton
22. "Hayatinin bütün izleri sanki ona sarilmis söyle diyordu: "Hayir, bizi birakip gitmeyeceksin, baska birisi olmayacaksin, nasilsan öyle kalacaksin: Kuskularinla, kendinden sonsuz hosnutsuzlugunla, sonuçsuz kalan kendini düzeltme deneyimlerinle, yasadigin düsüslerle ve senin için olanaksiz, sana nasip olmayacak sonsuz bir mutluluk beklentisiyle."
Author: Leo Tolstoy
23. "Levin evleneli üç ay oluyordu. Mutluydu. Ama onun bekledigi mutluluk degildi bu. Adimbasi, eski hayallerinin kirildigini hissediyor; yeni beklenmedik hayal kirikliklariyla karsilasiyordu. Mutluydu, ama aile yasaminin içine girince her an, hayal ettigi seyin bu olmadigini hissediyordu. Sikça, durgun bir gölde küçücük bir kayigin düzgün, mutlu gidisini seyreden bir insanin, bu kayiga kendi bindigi anda hissedeceklerini hissediyordu. Bu kayikta yolculugun yalnizca sakin sakin, sallanmadan oturmak demek olmadigini, kayigin nereye gidecegini aklindan bir an çikarmamanin, durmadan düsünmenin, kafa yormanin; altinda suyun oldugunu, kürek çekmek zorunda oldugunu unutmamasinin, alisik olmadigi için avuç içleri acisa bile kürek çekmesinin gerektigini, bunu seyretmenin hos bir sey oldugunu, ama yapmanin, hos olsa bile, çok güç oldugunu görüyordu.iletisim yayinlari, sayfa:476."
Author: Leo Tolstoy
24. "Kral'in basinda püsküllü kirmizi uzun bir külah vardi; perperisan bir yigin gibi çöküp kalmisti; yüksek sesle horlayip duruyordu; Tumbadiz'in deyimiyle neredeyse girtlagi çatlayacakti.Çok ince ve düsünceli bir kizcagiz olan Alice, 'Umarim bu islak çimende üsütmez,' dedi.'Su an düs görüyor,' dedi Tumbadik. 'Sence düsünde ne görüyor?''Kim bunu bilebilir ki!' dedi Alice.'Tabii ki seni!' diye haykirdi Tumbadik, zafer kazanmisçasina ellerini saplatarak. 'Seni düsünde görmeseydi eger, nerede olurdun dersin?''Su an oldugum yerde tabii ki,' dedi Alice.'Olmazdin!' diye karsilik verdi Tumbadik küçümsercesine. 'Hiçbir yerde olmazdin. Sen hepsi hepsi onun düsündeki bir seysin!''Ola ki Kral uyanacak olsa,' diye ekledi Tumbadiz, 'bir mum gibi...o dakika...sönerdin!''Sönmezdim!' diye avazi çiktiginca bagirdi Alice öfkeye kapilarak. 'Üstelik ben onun düsündeki bir seysem, siz nesiniz o zaman?''Aynisi!' dedi Tumbadiz.'Tipkisinin aynisi!' diye haykirdi Tumbadik."
Author: Lewis Carroll
25. "Fashion is a good job for a young girl. I like clothes - I like to play with clothes. I like DIY; I like to make outfit."
Author: Liu Wen
26. "Sarah'nin gülmek yerine, "Komik," ya da gülümsemek yerine, "Ilginç," ya da "Aptal zirva geri zekâlinin tekisin," demek yerine, "Sey, sanirim bu ondan biraz daha karmasik," diyen kadinlardan olmasindan korktum. Öyle insanlarin yaninda ne yapacagimi hiç bilemezdim, özellikle de siz konustuktan sonra gizemli bir sekilde "Anliyorum," diyenlerin. Genellikle sadece susardim."
Author: Lorrie Moore
27. "Insanlar korku içinde ve korku için yasiyorlardi. Bu korkuyla çikisi olmayan bir dolambaç olusturuyorlardi, konusmalarina ve yemeklerine korku eslik ediyordu. En önemsiz olaylari bile uygunsuz bir önlemle donatiyorlardi; geceleri, daha iyi günleri ya da geçmisi düslemek için degil de, karanlik ve yogun bir korku batakligina atilmak için yataga giriyorlardi; gün dogarken onlari yataklarindan gözlerinin altinda mor halkalarla ve daha da ürkmüs olarak kaldiran ölü saatler korkusu."
Author: Luis Sepúlveda
28. "Ne kadar da resmiyim, diye düsünüyor Clarissa, tipki bir büyükanne gibiyim. Dünyanin güzelliklerine bayiliyorum, ama, içimden gelse de bir arkadasimi dudaklarindan öpmeye yanasmiyorum. Richard ona bundan otuz yil önce, bütün o serbest kiz cilasinin altinda kendi halinde bir ev kadini yattigini söylemisti, simdiyse kendini yavan buluyordu Clarissa, geleneklere fazlasiyla bagliydi, çekilen pek çok acinin nedeniydi bu."
Author: Michael Cunningham
29. "Richard kurnazca gülümsüyor. 'Ah su ugurlu isaretler,' diyor, 'onlara inaniyor musun? Bize bu kadar önem verildigini mi düsünüyorsun? Bizimle bu kadar ilgilenildigini mi düsünüyorsunuz? Ah, öyle olsa harika olmaz miydi? Eh, belki de öyledir."
Author: Michael Cunningham
30. "O kadar az yasadim ki sanki hiç ölmeyecekmisim gibi düsünme egilimindeyim; insan hayatinin bu kadarcik bir seye indirgenmesi gerçek olamazmis gibi geliyor bana; elinizde olmadan, er ya da geç bir sey olacak diye hayal ediyorsunuz. Büyük hata. Bir hayat pekâlâ da bos ve kisa olabilir. Günler ne bir iz ne bir ani birakmadan sefil bir sekilde akip gider; ve sonra bir anda duruverir."
Author: Michel Houellebecq
31. "...Bana öyle geliyor ki, Pythagorasçilar bazilarinin düsündügü gibi, ögretilerini paylasmaktan duyduklari kiskançliktan degil de, büyük insanlara ait böylesine güzel ve binbir zorlukla dolu kesif, maddî bir kazanci olmaksizin kalem oynatmayi sikici bulan ya da baskalarinin yüreklendirip örnek olmasiyla hür felsefe çalismasina özendirilse de aklî donukluklarindan ötürü filozoflar arasinda tipki bal arilarinin arasindaki erkek arilar gibi duran kisilerce hor görülmesin diye böyle yapiyordu."
Author: Nicolaus Copernicus
32. "…çünkü yoruldum, çünkü her seyi birbirine karistirdim, çünkü bu dünyada gizli mezhep sorunu bile gelip beni buldu fakat sevebilecegim bir kadin, bol para, insan yakinligi beni hiç bulamadi. Ben de üç yil, dört ay önce acilastim, huysuzlastim, hiçbir seyi begenmez oldum; para kazanamayacagimi, insanlari sevemeyecegimi anlayinca uzaklara gittim, kimse beni bulmasin diye. Onlar da beni ciddiye aldilar, gelmediler…"
Author: Oğuz Atay
33. "Mesele çikmasin diye elinizden geleni yapiyorsunuz!Iste bu ikiyüzlülügünüze dayanamiyorum!"
Author: Oğuz Atay
34. "Bu rüyalar gerçekten uykularimizda gördügümüz seyler degildir hiç. Herkes güoegündüz gördügü rüyayi gece gördüm diye anlatir ki ise yarasin. Gece gördükleri gerçek rüyalari oldugu gibi ancak aptallar anlatir. O zaman ya seninle alay ederler, ya her seferinde oldugu gibi rüyani kötüye yorarlar. Gerçek rüyalari ise, görenler dahil kimse almaz ciddiye. Yoksa siz aliyor musunuz?"
Author: Orhan Pamuk
35. "Prens Sabahattin'in adi hiç duydun mu?" diye sordu Nusret. "Her neyse. Simdi Paris'te. O da bir Jöntürk sayilir. Bütün prensler gibi aptalin tekidir, ama bir düsüncesi var..." Eliyle odanin bir kösesindeki kitaplari isaret etti. "Ya da, herkesin yaptigi gibi, baskasindan asirilmis bir düsüncesi var ki, dogru buluyorum. Demolins'e göre Ingilizlerin üstünlügünü, orada bireylerin, insanlarin daha özgür olmasinda aramak lâzim. Iste, bizde bu yok. Bizde öyle özgür, aklini kullanan, girisken insan yok! Bizde herkes köle, herkes boyun egmek, toplumun içinde erimek, anneyle teyzenin saçma tehditleri. Din, korku, karanlik düsünceler, ezberlenmis seyler... Sonunda boyun egmekten baska bir sey ögrenmiyorlar. Kimse kendi çabasiyla, topluma karsi çikarak yükselmiyor. Kimse kendi hesabina düsünmüyor. Düsünürse, korkuyor... Herkes olsa olsa kendi hesabina kulluk ediyor." (...)"
Author: Orhan Pamuk
36. "Sanma ki derdim günesten ötürü; Ne çikar bahar geldiyse? Bademler çiçek açtiysa? Ucunda ölüm yok ya. Hos, olsa da korkacak miyim zaten Günesle gelecek ölümden Ben ki her nisan bir yas daha genç, Her bahar biraz daha asigim; Korkar miyim? Ah, dostum, derdim baska..."
Author: Orhan Veli Kanık
37. "Insanin kelimelere döktügü sey, simdiye kadar oldugu gibi hayatini sürdürür mü? Yoksa sözlerle sessizce mesgul olmak hayati degistirmenin en etkili yolu mu- en siddetli patlamadan daha mi etkili?"
Author: Pascal Mercier
38. "Kitaplar bize ne tür esekler ve aptallar oldugumuzu hatirlatmak içindir. Kitaplar, tören alayi büyük bir gürültü içinde caddede ilerlerken, Sezar'in kulagina 'Unutma, Sezar, sen de ölümlüsün' diyen pretoryen muhafizlaridir."
Author: Ray Bradbury
39. "Hayatimizin, birtakim ehemmiyetsiz teferruatin oyuncagi oldugunu, çünkü asil hayatin teferruattan ibaret bulundugunu görüyordum. bizim mantigimizla hayatin mantigi asla birbirine uymuyordu. bir kadin, trenin penceresinden disari bakabilir, bu sirada gözüne bir kömür parçasi kaçar, o ehemmiyet vermeden bunu ovusturur ve bu minimini hadise dünyanin en güzel gözlerinden birini kör edebilirdi. Yahut bir kiremit, hafif bir rüzgarla yerinden oynayarak, devrin gipta ettigi bir kafayi parçalayabilirdi. göz mü mühim kömür parçasi mi, kiremit mi mühim kafa mi diye düsünmek nasil aklimiza gelmiyorsa ve bütün bunlari nasil hiç mütalaa yürütmeden kabule mecbursak, hayatin daha baska türlü birçok cilvelerine de ayni tevekkülle katlanmaya mecburduk."
Author: Sabahattin Ali
40. "Demek hayat böyle iki adim ilerisi bile görülmeyen sisli ve yalpali bir denizdi. Tesadüflerin oyuncagi olacak olduktan sonra ne diye bir irademiz vardi? Kullanamadiktan sonra gögsümüzü doldurn hisler ve kafamizda kimildayan düsünceler neye yarardi?"
Author: Sabahattin Ali
41. ".. Bundan sonra aradaki buzu çözmeye, bu insanlarin birbirlerine karsi duyduklari müthis yabanciligi gidermeye imkan yoktu. Insanlar birbirlerini tanimanin ne kadar güç oldugunu bildikleri için bu zahmetli ise tesebbüs etmektense, körler gibi rastgele dolasmayi ve ancak çarpistikça birbirlerinin mevcudiyetinden haberdar olmayi tercih ediyorlar."
Author: Sabahattin Ali
42. "Dünyanin en basit, en zavalli, hatta en ahmak adami bile, insani hayretten hayrete düsürecek ne müthis ve karisik bir ruha maliktir. Niçin bunu anlamaktan bu kadar kaçiyor ve insan dedikleri mahluku anlasilmasi ve hakkinda hüküm verilmesi en kolay seylerden biri zannediyoruz?"
Author: Sabahattin Ali
43. "Insanlar birbirlerini tanimanin ne kadar güç oldugunu bildikleri için bu zahmetli ise tesebbüs etmektense, körler gibi rastgele dolasmayi ve ancak çarpistikça birbirlerinin mevcudiyetinden haberdar olmayi tercih ediyor."
Author: Sabahattin Ali
44. "Maria puder son birkaç dakika zarfinda biraz sükunetini kaybetmise benziyordu. bunu tespit edince memnun oldum: onun hiç sarsilmadan gittigini görmek, beni herhalde pek üzecekti. mütemadiyen elimi tutup birakiyor:"ne manasiz sey?.. ne diye gidiyorsun sanki?" diye söyleniyordu."asil sen gidiyorsun , ben daha burdayim!" dedim.bu sözümü fark etmemis göründü. kolumdan tuttu."raif... simdi ben gidiyorum!" dedi."evet... biliyorum!"trenin hareket saati gelmisti. bir memur vagon kapisini örtüyordu. maria puder merdiven basamagina atladi, sonra bana egilerek, yavas bir sesle, fakat tane tane:"simdi ben gidiyorum. fakat ne zaman çagirsan gelirim..." dedi.evvela ne demek istedigini anlamadim. o da bir an durdu ve ilave etti:"nereye çagirsan gelirim!"
Author: Sabahattin Ali
45. "O kocaman seyi giymeye nasil tahammül ediyorsun?"Celaene elbisesinin eteklerini tuttu. "Dogrusu kaburgalarimi kiriyor."Nehemia "En azindan azap çeken tek ben degilmisim," dedi."
Author: Sarah J. Maas
46. "Gün dogarken ancak dört saatlik bir ömrü kalmisti. Dirilttim onu!" Kendisine "Ne için?" diye sormak cesaretini bulamadim."
Author: Simone De Beauvoir
47. "Kadini götürüp mutfaga ya dasüslenme odasina kapatiyor, sonra da ufkunun darligina sasiyoruz; kanatlarini kesiyoruz, sonra, uçamiyor diye yakiniyoruz."
Author: Simone De Beauvoir
48. "Noel ruhu yok mu sende?" diye sordu. "Senin kahrolasi ampullerin yüzünden uyuyamadigim dördünce gece ruhumu kaybettim."
Author: Tami Hoag
49. "Nereye gitsem, nereye baksamSevdali sevdalidir gözlerim.Anlarlar diye herkeslerden,Bakislarimi gizlerim."
Author: Turgut Uyar
50. "Öyle bir an geliyor ki,insanin içinde bir seyler kiriliyor;ne enerji ne istek kaliyor. Yasamak gerekir diyorlar ama yasamak son vadede intihara sürükleyen bir sorun"
Author: Umberto Eco

Diy Quotes Pictures

Quotes About Diy
Quotes About Diy
Quotes About Diy

Today's Quote

Bogging down large armies in historically complex, dangerous areas ends in disaster."
Author: Chuck Hagel

Famous Authors

Popular Topics