Top Gitti Quotes

Browse top 41 famous quotes and sayings about Gitti by most favorite authors.

Favorite Gitti Quotes

1. "Se è estremamente improbabile, infatti, che esista qualcosa di soprannaturale, è certo altrettanto difficile dimostrare che il soprannaturale non esiste. Gli eventi naturali dell'esistenza e quelli inesplicabili sembrano in realtà combinarsi in un unico mitico processo, che costituisce il vero e proprio spettacolo del mondo. Comunque, negare l'esistenza dell'ignoto non è più legittimo che farne l'oggetto di un atto di fede."
Author: Alexander Lernet Holenia
2. "Ve ben bir adim atarak korkuluga yaklasacagim, saçlarimi balkondan asagi sarkitacagim, kendimi bosluga birakacagim. Yolda karsima iyi niyetli biri çikacak ve soracak olursa, asagidaki insanlari gösterip, bir süre yere paralel gittikten sonra onlara anlayamayacaklari seyler anlattim diyecegim. Öyle olsun."
Author: Baris Biçakçi
3. "Her seyin geçip gittigine, yasadiklarimizin geçmiste kaldigina kim inandirabilir bizi?"
Author: Baris Biçakçi
4. "Niente ci fa credere più della paura, della certezza di essere minacciati. Quando ci sentiamo vittime, tutte le nostre azioni e le nostre credenze vengono legittimate, per quanto discutibili siano. I nostri oppositori, o semplicemente i nostri vicini, smettono di essere al nostro livello e diventano nemici. Smettiamo di essere aggressori per diventare difensori. L'invidia, l'avidità o il risentimento che ci muovono vengono santificati, perchè diciamo a noi stessi di agire in nostra difesa. Il male, la minaccia, è sempre nell'altro. Il primo passo per credere con passione è la paura. La paura di perdere la nostra identità, la nostra condizione o le nostre fedi. La paura è la polvere da sparo e l'odio è la miccia. Il dogma, in ultima istanza, è solo un fiammifero acceso."
Author: Carlos Ruiz Zafón
5. "Ben.. Sen...ben seni seviyorum sen gezmeyi, senin hep gittigin yere ben hiç gidemiyorum. Öylece durmayi seviyorum ben.. Durup ardindan bakmayi.. Sen yürümeyi seviyorsun ama arkana bakmadan.. yaprak seviyorum ben yaprak.. Kuru, yas ayirmadan.. Sen ezmeyi seviyorsun, neye bastigina bakmadan.."
Author: Ceyhun Yilmaz
6. "Tesekkürler, Lordum," dedi fahise.Etrafina bakindi."Burasi sefil bir yer," dedi, sesinde kesin bir teslimiyet vardi."Eger sokaklarda çalismaktan hoslansaydim buraya hiç gelmezdim." Içini çekti. "Biliyor musunuz?" dedi, "ayaklarim agriyor.Oysa benim meslegimdeki birinin sirtindan sikayetçi olmasi gerekirdi.Tekrar tesekkürler, Lordum." Döndü ve oturdugu masaya dogru ayaklarini sürüye sürüye geri gitti. "Fahiselerle konusmayi seviyorum," dedi Kalten."Hayata karsi hos, sade bir bakislari var." "Bir kilise sövalyesi için ilginç bir hobi." "Tanri beni savasçi olarak kiraladi Sparhawk, kesis olarak degil.Bana söylediginde savasirim ama diger zamanlarim bana ait."
Author: David Eddings
7. "Geçmis, bugün ve gelecek... hepsini pespese dizip, dümdüz bir çizgi çiziyoruz. Bu yüzden geçmisin geçip gittigine, gelecegin henüz gelmedigine inaniyoruz. Ve en kötüsü, zamani önceden çizdigimiz bu dümdüz çizgide yürümeye mecbur tutuyoruz. Ama belki de o burnunun ucunu göremeyecek kadar sarhostur. Keske zaman hiç ayilmasa. Düz çizgide dümdüz yürümeyi bir türlü basaramasa. Keske hep yalpalasa, saçmalasa,parçalasa. Biz de bakip bakip, yaptiklarini kinasak ve bir daha hiçbir seyimizi ona havale etmeye kalkmasak."
Author: Elif Shafak
8. "Nerede tükettin ömrünü? Bir hareketin hatirasi, bir tutkunun isareti, bir maceranin pariltisi, güzel ve firari bir cinnet – geçmisinde bunlarin hiçbiri yok;hiçbir sayiklama senin ismini tasimiyor, seni hiçbir zaaf onurlandirmiyor. Iz birakmadan kayip gittin; senin rüyan neydi peki?"
Author: Emil Cioran
9. "... Evren, eski küçük oyunlarin sahnelenemeyecegi kadar büyük. Sahnenin evrensel büyüklügüne olaylarin, islerin ve eylemlerin evrensel genisligi uymali. Yoksa yaniliyor muyum? Yildizlar çaginda da sevi olacak, kiskançlik, alçaklik ,büyüklük, cimrilik... Evet, akan bir suda her nokta kendine göre devinir. Kendi istegine göre gittigini sanir. Ama bütün noktalar ayni yere dogru akip giderler. Insanlar da böyle. Gündelik islere yapisip kalabilirler, ya da kendilerini tutkulara birakabilirler. Ama yine de bu, onlarin hep birlikte yildizlara gitmelerini önlemez. Sanat yildizlara dogru bu gidiste onlarin önünde olmalidir. Ama sonsuz göge meydan okuyan bir insan betimlemek ne zor! Yildizlara giden insanin iyiligini yigitligini, gücünü güçsüzlügünü hangi yontuda taslastiracagim? Bilginin sakin gücünü, coskunun atakligini ve duygusalligi, isikli melankolisini hep birden tasa nasil geçirmeli ? Sanat, sen bazen ne kadar güçsüzsün!Evrenin Türküsü - G. Altov - V. Juravleva sf. 137"
Author: Genrich Altshuller
10. "Onsuz yalnizlik duyuyordum, ama yalnizlik duyabilmem bile bana bir avuntu gibi geliyordu. Yalnizlik o denli de kötü bir duygu degildi. Küçük kuslar uçup gittikten sonra akmesenin sesizligi gibi bir seydi."
Author: Haruki Murakami
11. "Iyinin de, kötünün de bize islemedigi bir durum söz konusu olabilir. O zaman, boslukta kendi kendine çalarak duygularimizi belirten, sessizlik içinde kaybolup giden ezgiler çikaran bir org sebepsiz yere coskulara tutulur, hiçbir melodi yaratmadan sesler çikarmaya baslar. Yoklugun faydasizligina baskaldiran bir ruhun içine düstügü bir çesit çeliskidir bu, müthis bir çeliski. Bilinmez bir yaradan kan bosanmasi gibi, besinsiz kalmis gücümüzün akip gittigi birtakim yorucu oyunlar."
Author: Honoré De Balzac
12. "Eksilince anladik ki, arkadas denen sey bir sakidir; ruhumuzun kadehini doldurur. Bizi yatistirir, bize boyun eger, bizi reddeder, hasta eder, iyilestirir, arkamizda durur, terk eder… Bazen çekip gittigini unuturuz, hala varmis gibi davraniriz. Çünkü o kadehi doldurmaya devam eder. Çünkü biz hep içeriz."
Author: Hüsnü Arkan
13. "... günün birinde, kiyiya indigimde, birinin karsidan bana dogru geldigini, sonra basini benden çevirdigini animsiyorum. Ben de görülmek istemedigimden, onu hemen anladim. Bu "öykünün" üstesinden gelmek zorundaydi -saniyorum tedirgin edici, hüzünlü bir öyküydü, tipki benim yaptigim gibi, bana çok azini anlatmis oldugu bir öykü. Birbirimizin yanindan geçip gitmek üzereyken, saniyorum öglen vaktiydi. Tam o sirada olan bir sey, bizi engelledi. Kurumus girtlaklardan bir çigliktir yükseldi, bir müzik de diyebilirim buna, vahsi, cosku dolu bir sarki, tepeden asagi, yolun üzerinden denize dogru yuvarlandi. Oldugumuz yerde kalakaldik ve korkuyla birbirimize baktik. Çünkü agustos böcekleri de bir zamanlar insandilar. Hep sarki söyleyebilmek için yemeye, içmeye ve sevmeye son verdiler. Sarkilara kaçislari sirasinda gittikçe daha kuruyup küçüldüler, simdi özlemleriyle yitik, özlemleriyle büyülenmis olarak sarkilar söyleyip duruyorlar-"
Author: Ingeborg Bachmann
14. "Eski zamanlari hatirlayin. Perilere layik Büyük Pasta'nin yapildigi zamanlari; sadece kuyruk isirandan korkan ejderhalari, kötü krallari, topraklarinizda gezinen devleri, azalmaya baslayan sövalyeler dönemini. Ve siz elinizde eski ve üzerinde yazilar bulunan bir kiliçla ejderha avlamak zorunda kalirsaniz..Yapraklari agaçtan daha iyi resmeden türden bir ressamsaniz..Yagmurlu, rüzgarli ve gün isiginin da çekip gittigi bir gece, odanizin içinde açan bir sarmasik yapraginin sesini duyarsaniz.. Elinizi beyaz kabuguna dayadiginiz agaç, bir gün, ''Uzaklara git. Rüzgar senin pesinde. Git ve asla dönme'' derse; Üstünüzde koca bir yorgunluk ve yoksunluk duygusuyla kendinize gelircesine etrafa bakip, ''Niye yalniziz?'' diye sorarsiniz; Küçük bir çocuk elinizi sessizce tutup ''Üzgünüm'' diyecektir.¦ J.R.R. Tolkien - Masallar kitabi Altikirkbes Yayinlari Arka Kapak Yazisi"
Author: J.R.R. Tolkien
15. "Yeryüzünde su serüven duygusu kadar bagli oldugum baska sey yok belki. Ama bu duygu istedigi zaman geliyor, sonra hemen kaçip gidiyor. Gittigi zaman nasil bombos kaliyorum. Yoksa hayatimi bosa harcadigimi anlatmak için mi bu kisa ve alayci ziyaretleri yapiyor bana?Ardimda, kentin içinde, genis ve dümdüz yollarda, lambalarin soguk aydinliginda, yaman bir toplumsal olay can çekisiyordu, pazar gününün bitisiydi bu."
Author: Jean Paul Sartre
16. "Bir gün, güzellik ve çirkinlik bir deniz kiyisinda karsilastilar ve dediler, 'haydi denize girelim.' Giysilerini çikartip suda yüzdüler. Bir süre sonra, çirkinlik kiyiya dönüp, güzelligin giysilerine büründü ve yoluna gitti. Güzellik de denizden çikti, kendi giysilerini bulamadi; ama çiplak olmak utandiriyordu onu, çaresiz çirkinligin giysilerine büründü ve yoluna devam etti güzellik. O gün bugündür, erkekler ve kadinlar onlari birbirine karistirir. Ancak içlerinden güzelligin yüzünü önceden görmüs kimileri vardir ki, giysilerine bakmaksizin tanirlar onu. Ve yine çirkinligin yüzünü bilen kimileri vardir ki, gözlerinden tanirlar çirkinligi."
Author: Kahlil Gibran
17. "Önce, bir gittin bir geldin. Böyle gitmez bu dedim. Gitmeyi mi bilmiyorsun, kalmayi mi beceremiyorsun? "Ben hangisinin magduruyum?" dedim."
Author: Kahraman Tazeoğlu
18. "Ölürken, geçis sirasinda, bir an var. Yasam yerini ölüme, dolu yerini bosa birakiyor. Bir an.Her sey çok hizli. Geri dön, geri dön, diye bagirmak istiyorum. Bir dakikaya daha ihtiyacimvar. Bir gülümsemeye daha. Her seyi düzeltmek için bir sansa daha. Ama gitti. Yok artik.Nereye gitti? Hayata ölümden sonra ne oluyor? Bir yere mi gidiyor, yoksa tamamen mikayboluyor?"
Author: Karen Marie Moning
19. "Isviçre daglarindakine benzeyen o mavi sisi animsiyor ve biliyorum. Bu sis, çocuklugun bitmek üzere oldugu o kaygisiz dönemde her seyin üstünü kaplar ve o çok büyük, mutlu, neseli dairenin içinden gittikçe daralan bir yol çikar, isikli ve güzel görünse de bu dar yola girmek hem keyifli, hem de müthis bir seydir."
Author: Leo Tolstoy
20. "Sono tutte linee" pensò e cominciò a vedere ognuna di quelle persone come una riga tracciata su un'ipotetica mappa. Un gigantesco groviglio di strade che si incrociavano, si sfioravano, si univano e poi proseguivano oltre. Là fuori, nelle vie del mondo, miliardi di linee, di percorsi di vita. Miliardi di direzioni. Strade intraprese deviate per caso, talvolta interrotte bruscamente. Pensò per un attimo che due innamorati altro non erano che due percorsi in balia del caos. Potevano disegnare i tragitti più assurdi sul mappamondo, dirigersi ovunque e mai incontrarsi. Oppure incrociarsi anche diverse volte e mai riconoscersi. Potevano prendere lo stesso autobus tutte le mattine, senza sapere niente l'uno dell'altro. Così fino alla fine dei loro giorni, senza mai interagire. Ma bastava così poco: uno scambio di battute, anche casuale, e le linee si sarebbero magicamente unite. Da grigi tratti di un solitario percorso sarebbero diventate un'unica strada."
Author: Leonardo Patrignani
21. "Maneviyat,beden saglikli oldugu sürece onun kibri ve zevkidir,ama hastalanir hastalanmaz ya da isler kötüye gittiginde bu kez de derhal o bedenden kaçis kurtulma istegidir."
Author: Louis Ferdinand Céline
22. "Don't go gittin faintified on me."
Author: Marjorie Kinnan Rawlings
23. "A person that started in to carry a cat home by the tail was gitting knowledge that was always going to be useful to him, and warn't ever going to grow dim or doubtful."
Author: Mark Twain
24. "Women been gittin' pregnant ever since Eve ate that apple."
Author: Maya Angelou
25. "Sviluppate la vostra legittima stranezza."
Author: Michel Foucault
26. "He turns around, all impatient. Now what? I wanna say something to you. I wanna say . . . I dunno . . . more. I could bust apart with all I'm feelin inside of me right now. What with fightin off the hellwurms an gittin my shoulder tore open, an how I felt when I woke up an seen you an, now, here I am, being so close to findin Lugh an I dunno what's gonna happen an--Jack's lookin at me, frowning. What's the matter with you, Saba? he says. I grab his face an kiss him on the lips."
Author: Moira Young
27. "Bana gül göndermis."Hattin diger ucundan, hayal kirikligini belirten bir hirlama geldi. "Hayatim, nadiren randevuya gittigini biliyorum ama o seyleri sokak köselerinde bes papele satiyorlar.""Kristalden yapilmis." Elena konusurken, kristal gülün isiltilarindan gözünü alamiyordu. "Ay, olamaz.""Ne olamaz?"Elena agzi açik bir halde en yakin çekmeceye uzanip fazla hafif oldugu için nadiren kullandigi ince keskiyi aldi ve gülün sapindaki bir bölgeyi hafifçe kazimaya çalisti. Biçak islemiyordu. Sonra biçagi tersine sürttü ama bu kez gül "Çizilmelere dayanikli"biçki çizdi. "Ay olamaz.""Ellie, neler olup bittigini hemen anlatmazsan yemin ederim seni esek sudan gelene kadar döverim. Ne oluyor? Kan emen mutant bir gülmüymüs.?Elena kahkahasini tutup elindeki tarif edilmez güzellikteki seye bakti. "Kristal degilmis.""Kübik zirkon mu? diye sordu Sara kuru kuru. "Ay, dur bir dakika, yoksa plastik mi?""Elmas."Ölüm sessizligi." sy 111"
Author: Nalini Singh
28. "Ian Gittings: The Los Angeles earthquake of October 1,1987 measured 5.9 on the Richter scale. It killed eight people, injured scores more, and left 2,200 people homeless and more than 10,000 buildings badly damaged.However, Nikki Sixx was by far the most infamous Los Angeleno to react to the quake by running out of his house butt-naked and waving a crack pipe."
Author: Nikki Sixx
29. "…çünkü yoruldum, çünkü her seyi birbirine karistirdim, çünkü bu dünyada gizli mezhep sorunu bile gelip beni buldu fakat sevebilecegim bir kadin, bol para, insan yakinligi beni hiç bulamadi. Ben de üç yil, dört ay önce acilastim, huysuzlastim, hiçbir seyi begenmez oldum; para kazanamayacagimi, insanlari sevemeyecegimi anlayinca uzaklara gittim, kimse beni bulmasin diye. Onlar da beni ciddiye aldilar, gelmediler…"
Author: Oğuz Atay
30. "Bunlara kaç kisi inaniyor?" dedi yorgun, bikkin bir havayla. "Biraz ilgi gören ve bundan basi dönen hirsli her vaiz, dinin elden gittigini söylemeye baslar. En saglam ekmek kapisi budur."
Author: Orhan Pamuk
31. "Hakaretler yagdirdigi gazetelerin ondan gittikçe daha çok söz ettiklerini, yüzlerine tükürdügü ödül jürilerinin ona yeni ödüller yetistirdiklerini, sövgülere bogdugu tiyatrolarin onun oyunlarini sahnelemek için pesinden kosturduklarini görenler, inanmak istedikleri bir masalin aslinda "masal" oldugunu anladiklarinda içlerini saran bir düs kirikligina kapilirlar. bu, romancinin dünyasiyla, roman kahramanlarinin dünyasinin birbirinden apayri dünyalar oldugunu bir kere daha hatirlamak için iyi bir firsattir. ama bu dünyanin israrla "otobiyografik" olmak istedigini ve bütün gücünü gerçek bir öfkeden aldigini düsündügünüzde, okudugunuz her Bernhard romanindan sonra, romanlarin içinden geçerek hayalinizde kurmaya çalistiginiz "degerler dünyasinin" neden hep sizi tipki romanlarin kendisi gibi, karikatürleri hatirlatan bir oyunun içine soktugunu sezersiniz."
Author: Orhan Pamuk
32. "Quasi tutti pensano che le cose non siano vere finché non sono state dette, che sia la comunicazione, non il pensiero a dargli legittimità. È per questo che la gente vuole sempre che gli si dica «Ti amo, ti voglio bene». Per me è il contrario: i pensieri sono più veri quando vengono pensati, esprimerli li distorce o li diluisce, la cosa migliore è che restino nell'hangar buio della mente, nel suo clima controllato, perché l'aria e la luce possono alterarli come una pellicola esposta accidentalmente."
Author: Peter Cameron
33. "Fakat eve gittim. Sehrin bir ucundan öbür ucuna.Kenar mahalleler. Birbirine ufunetli adaleler gibi geçmis, yaslanmis tahta evler. Her yagmurda, her küçük firtinada sancilanan ve biraz daha egrilip bügrülen bu evlerin önünden her geçisimde, çogunun ayri ayri maceralarini takip ederdim. Kiminin kaplamalari biraz daha kararmistir, kiminin sahnisini biraz daha yumrulmustur, kimi biraz daha öne egilmis, kimi biraz daha çömelmistir; ve hepsi hastadir, onlari seviyorum; çünkü onlarda kendimi buluyorum; ve hepsi iki üç senede bir ameliyat olmadikça yasayamazlar, onlari çok seviyorum; ve hepsi, rüzgârdan sancilandikça ne kadar inilderler ve içlerinde ne aziz seyler saklarlar, onlari çok... çok seviyorum."
Author: Peyami Safa
34. "Shane:do we have a choicemichael:dont think so shane:then screw im gitting tired lets go get eaten.at least then i can get some sleep"
Author: Rachel Caine
35. "Bir aksam eve dönerken mahallenin bakkalina ugramis, öteberi almistim. tam kapidan çikacagim sirada, karsi evin bir odasinda kira ile oturan bekarin radyosu weber'in oberon operasi uvertürünü çalmaya basladi. az daha elimdeki paketleri yere düsürecektim. maria ile beraber gittigimiz birkaç operadan biri de buydu ve onun weber'e hususi bir muhabbeti oldugunu biliyordum; yolda hep onun uvertürünü islikla çalardi. kendisinden daha dün ayrilmis gibi taze bir hasret duydum. kaybedilen en kiymetli esyanin, servetin, her türlü dünya saadetinin acisi zamanla unutuluyor. yalniz kaçirilan firsatlar asla akildan çikmiyor ve her hatirlayista insanin içini sizlatiyor. bunun sebebi herhalde "bu öyle olmayabilirdi!" düsüncesi yoksa insan mukadder telakki ettigi seyleri kabule her zaman hazir."
Author: Sabahattin Ali
36. "Maria puder son birkaç dakika zarfinda biraz sükunetini kaybetmise benziyordu. bunu tespit edince memnun oldum: onun hiç sarsilmadan gittigini görmek, beni herhalde pek üzecekti. mütemadiyen elimi tutup birakiyor:"ne manasiz sey?.. ne diye gidiyorsun sanki?" diye söyleniyordu."asil sen gidiyorsun , ben daha burdayim!" dedim.bu sözümü fark etmemis göründü. kolumdan tuttu."raif... simdi ben gidiyorum!" dedi."evet... biliyorum!"trenin hareket saati gelmisti. bir memur vagon kapisini örtüyordu. maria puder merdiven basamagina atladi, sonra bana egilerek, yavas bir sesle, fakat tane tane:"simdi ben gidiyorum. fakat ne zaman çagirsan gelirim..." dedi.evvela ne demek istedigini anlamadim. o da bir an durdu ve ilave etti:"nereye çagirsan gelirim!"
Author: Sabahattin Ali
37. "(...)Eylül toparlandi gitti iste,Ekim falan da gider bu gidisle.(...)"
Author: Turgut Uyar
38. "Leggo per legittima difesa."
Author: Woody Allen
39. "Su Taksim alaninda biribirlerini ezenler, o kadar insanin içinde hak tu, diye ortaliga tükürük savuranlar, sümkürenler, sümüklerini agaç gövdelerine sürenler, hasta yüzlüler, vicik vicik boyalilar, suratlarindan düsen bin parça olanlar, düsman gözlüler, gülmeyenler, biribirlerine düsmanlar gibi, birbirlerini yiyeceklermis gibi, biribirlerinin gözlerim oyacak, kuyusunu kazacaklarmis gibi bakanlar, korkanlar, utananlar, bunlar mi, korkanlar, ben ben, ben, diyenler, bunlar mi? Kuslar da gitti... Giden kuslarla..."
Author: Yaşar Kemal
40. "Kuslar da gitti," dedi Mahmut.Sonra hiç konusmadik. Kuslar da gitti, kuslarla birlikte de... Ne olacak, kuslar da gitti."
Author: Yaşar Kemal
41. "Devetüyü Yüksekkaldirim'dan, açik mavi Tophane'den yana yürüyordu. "Tanrim, hangisi?" Kösede bir an durdu. Sonra devetüyünün arkasindan gitti. Her sey o bir anlik durusta olup bitmisti. Gene yanildi. Açik mavili B. idi. Onun arkasindan gitseydi hikaye bitecekti. Ama o Güler'le gitti."
Author: Yusuf Atılgan

Gitti Quotes Pictures

Quotes About Gitti
Quotes About Gitti
Quotes About Gitti

Today's Quote

New Rule: Stop putting psychedelic screensavers on computers. I sit down to check my e-mail, and the next thing I know it's three days later, I'm in the desert, I'm banging on a drum, I'm naked, and somebody's pierced my dick."
Author: Bill Maher

Famous Authors

Popular Topics